Club Natura Oliva Home Club Natura Cappadocia Club Natura Van
TARİHİ YERLER ENGLISH  DEUTSCH  ΕΛΛΙΝΙΚΑ
 
 
    OTELİMİZ HAKKINDA
    DOĞA & YÜRÜYÜŞ
    TARİHİ YERLER
    TURLARIMIZ
    ZEYTİNYAĞLARIMIZ
    FOTO GALERİ
    İRTİBAT
    LİNKLER
    SITE MAP
    ANA SAYFA

Küçük Harita

Bu Websayfa ile ilgili fikirler ve problemler için:
webmaster@clubnatura.com
 
 
SAYFA   123Sonraki Sayfa

BAFA GÖLÜ
Söke - Milas yolu üzerinde bulunan Bafa Gölü doğanın ilginç oluşumlarından birisi. M.Ö. 4. yy.da Heraklia kentinin limanının bulunduğu Latmos körfezi zamanla, Büyük Menderes ırmağının getirdiği alüvyonlar nedeniyle, denizle bağlantısını kaybetmiş ve Ege'nin tuzlu en büyük gölü haline gelmiştir. Körfez göl olduktan sonra deniz ticareti için hiç değer taşımamaya başladı. Böylece yöre bir zamanlar çok zengin ve hareketliyken terkedilip ıssızlaşmıştır. Bu unutulmuşluk Bizans dönemine kadar devam etti. Arap istilasından kaçan bazı keşiş ve rahipler Bafa Gölü'nün çevresindeki sarp kayaları mesken tuttular. 10.yy.da Bafa Gölü'ndeki adalarda ve yakın çevresinde en azından onüç adet manastırın varlığı biliniyor. Bir kısmının kalıntıları hala mevcut. Bu manastırlar ancak 11. ve 12. yy.larda terkedilmiş . Manastıların yanısıra dağın eteklerinde, doğal olarak oluşmuş kaya oyuklarında yaşamış olan bazı keşişlerin mekanları daha sonraları Fresko'larla (dini resimler) süslenmiş ve bugüne kadar gelebilmiştir. Ancak bu mağaralarda sadece dini resimler yer almamış, 80'li yıllardan bu yana devam eden araştırmaların sonunda tarih öncesi çağlara (8.000 - 10.000) ait mağara resimleri de bulunmuştur. Bu buluntular yörenin tarihi önemini birkez dahaortaya koymaktadır.

EFES (EPHESUS)
100 yılı aşkın süredir araştırmacılara ve arkeologlara ev sahipliği yapan Efes bu anlamda anadolu'nun en geniş kazı alanı, döneminde Asya'nın da en büyük ticaret merkezi olmuştur.

Roma dönemi Küçük Asya eyaletinin başkenti olmasının yanı sıra, dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı'nın da inşa edildiği yerdir. İlk kez Amazonlar tarafından kurulduğu söylenen Efes sadece ticarette değil aynı zamanda kültürel ve sanatsal alanda da önderliğini elinde tutuyordu.

Yüzyıllar boyu Eefs farklı dinlerin yayılmasında da önemli rol oynamıştır. Örneğin Selçuk'taki müzede bulunan Artemis Heykeli, Pagan (çok tanrılı din) inncının temsilcisi, Efes'teki St. Jean Kilisesi ise Hıristiyanlığın en yoğun şekilde buradan yayıldığının kanıtıdır.

Efes, zaman içinde Küçük Menderes Irmağı'nın taşıdığı alüvyonlarla limanı dolunca ticari liderliğini İstanbul'a (Constantinopolis) kaptırmıştır. Günümüzde Efes, kıyıdan 5 km. içeride bulunmaktadır.
"O, Atina kadar eski, Roma kadar yeni, Kudüs kadar dindar, ama günahkarların da limanıydı."

PRIENE
Söke'ye 20 km uzaklıkta,Samsun Dağı'nın (Dilek Milli Parkı) güney ya macında Menderes Ovası'na hakim bir konumda bulunan Ege'nin en güzel antik şehirlerinden biri ve 12 şehirden kurulu olan İon birliğinin de üyesi Priene Şehri.

M.Ö. 450 yıllarında Pers saldırısında yok edilen şehir, M.Ö. 350'de Atina' nın da yardımıyla şimdiki yerinde yeniden kuruldu. Priene eski görkemine hiç ulaşamadı; ama günümüzde Roma etkisinden korunarak Yunan ve Anadolu kültürü karışımı mimari kimliğini en iyi yansıtan ören yeri olmuştur. Priene, planı önceden çizilerek inşa edilmiş bir şehirdir. Birbirini dik kesen sokakların altındaki su şebekesi hala görülebilmektedir. Bilinen ilk içme suyu ve arıtma havuzları da yine burada bulunmaktadır. Kentin aşağı kısmındaki okulun (gymnasium) duvarında öğrencilerin isimleri kazılı. Görülüyorki "grafitti"yeni bir sanat dalı değil !

MILET (MILETOS)
Günümüz biliminin temel taşları M.Ö. 600 - 450 yılları arasında burada konuldu. M.Ö. 582'de güneş tutulmasını önceden hesaplayan Thales, varoluşu açıklamaya çalışan Anaximenes ve Anaximendros, şehir planlamacısı Hyppodamos olmasaydı acaba günümüz bilimi bugün nerede olurdu? Yetiştirdiği bilginlerin yanı sıra Milet gerçekten görülmeye değer bir antik şehirdir.

Milet, döneminde Anadolu'nun en önemli bilim, kültür, ve ticaret merkeziydi. Kendisi bir koloni şehri olarak kurulmuşken Milet, Karadeniz kıyısında, içinde Trabzon ve Sinop'un da olduğu kendine bağlı 90 adet koloni kenti kurarak muhteşem bir güce ulaşmıştır. Bu durum Pers istilasına kadar sürmüştür. Günümüzde görülen kalıntılar daha çok Roma Dönemi'ne ait. 15.000 seyirci alabilen tiyatrosu, Anadolu'nun en büyük Roma hamamı, şaşırtıcı büyüklükteki pazar yeri Milet'in görkemini gözler önüne serer.

SAYFA   123Sonraki Sayfa

ANA SAYFA | OTELİMİZ HAKKINDA | DOĞA & YÜRÜYÜŞ | TARİHİ YERLER | TURLARIMIZ | ZEYTİNYAĞLARIMIZ |
FOTO GALERİ | İRTİBAT | LİNKLER | SITE MAP |